Hasankeyf – Midyat (Eylül’ 2013)

Hasankeyf


Batman’a gidişim biraz ani olmuştu. Aslında pek hazırlanma vaktim bile olmadı desem yeridir. Spontane gelişen bir seyahat ancak bu kadar keyifli olabilirdi aslında.


Hasankeyf ve Midyat’a gidebilmek için arabayla Batman’dan yola koyulduk. Bu yolculuk aslında en güzeli Motosiklet ile keyfi çıkardı ama arabaya da razıydım (:

Hasankeyf’e varmadan önce mutlaka uğranması gereken ilk durak, Ayran tepesi (: sebebi de gerçek anlamda şimdiye kadar içtiğim en iyi ayranı orda içtim (: Bildiğiniz kamyoncuların uğrak mekanı olup, durup da o sıcakta iki bardak ayran ve bazlama , sade yada peynirli seçeneği ile size hizmet veren bir kamyonet var. 3-5 masa yol kenarında, baba-oğul size taze ayran ve sıcak bazlama servisi yapıyor. 
Şiddetle tavsiye ediyorum, ikinci bardak ayranı da kendiliğinizden isteyeceğiniz garanti (:
Tüm bu seyahat boyunca üzücü olan ve aslında kendimi bu durumdan şanslı gördüğüm nokta ise, Hasankeyf kurulacak olan baraj sonucunda sular altında kalacak olmasıdır. Evet, maalesef bir tarih sular altına kalacak. O yüzden gitmek isteyen ve hala gidememiş olanlar acele etmelidirler. Bir yıla kadar Hasankeyf adında görebileceğiniz bir tarihi doku olmayacak artık. Belki bir yönden olumlu tarafı da vardır elbette, kuraklık azalacak ama bedeli yok oluş olmamalı. Bana göre her zaman başka bir yol da vardır diye düşünürken, bu şekilde bunu uygun görenlere de sormak lazım. Kaldı ki kurulan yeni yerleşim yeri açıkçası benim pek içimi fazla açmadı. Ne diyeyim bu durumda… karar çoktan verilmiş.

Bu arada Hasankeyf de ufak çocuklar var, en büyüğü 9 yaşında olsun, bu çocuklar Hasankeyf’in tarihini size hızlandırılmış versiyonda anlatıyor. İsterseniz Almanca, isterseniz İngilizce ya da Türkçe, onlar için fark etmiyor. Size bu anlatım sonunda dilersen ücret karşılığında rehber kitapcığı veriyorlar, anlatım içinse gönlünüzden ne koparsa verebilirsiniz (; aklınızda olsun, eğer ki anlatım sırasında araya girerseniz, doğrudan sıralamayı karıştırıyorlar, aman araya girmeyin ((:

Tarihi Hasankeyf
Çekmiş olduğum bu açıda, köprüye bakan tarafta, çay bahçeleri bulunuyor, serin ve gölgelik. Oturup iki bardak çay ve sessizliği dinlemek insana huzur veriyor…

Köprünün üzerinden geçerken Dicle Nehri manzarası; Hasankeyf Kalesi ve Tarihi Köprü kalıntıları

Nehir içerisindekilerse; Tarihi Hasankeyf Köprüsü kalıntıları. 1140 dolaylarında yapılmıştır.

Hasankeyf Kalesi M.S.363 yılında Romalıların Eseridir
Kale içerisinde yüzlerce mesken mağarası bulunuyor ve birçok geçit. Toplamda iki girişi bulunuyor, biri doğudan biri de batıdan. Mağaraların içerisine giriş maalesef kapatılmıştır.

Hasankeyf’deki Camii

Efsanevi El- Rızk Cami’si
Caminin girişindeki kitabeden, eserin 1409 yılında Eyyubi Sultan Süleymen tarafından yaptırılan çırağın minaresidir. Kitabenin hemen altında bitkisel süsler içinde Allah’ın doksan dokuz ismi yer alır. Tek sağlam kısmı minaresidir ve Minare çift yönlü merdiven yapısıyla bilinir. Neden çırak; toplamda iki tane minare görülür ama diğerinin kubbesi tamamlanmamıştır. bunun da sebebi, çırak usta mimara der, ben senden daha iyi minare yaparım diye. Bunun üzerine inatlaşarak mimar ve çırak iki farklı minare yapımına başlarlar. Çırak minaresini önce bitirerek, ustasına gider ve bittiğini bildirir, önden çırak çıkar ve usta çıkana kadar çırak çoktan aşağıya inmiştir. yukarıdan seslenir usta aşağıda duran çırağına, “nasıl bu kadar çabuk aşağıya indin” diye, atladım ustam der, inanmak istemez usta ama çırak “sende atla bak hemen yanıma varacaksın” der. Bunun üzerine aşağıya atlayan usta orada ölür ve kendi minaresi tamamlanmaz. Kısaca Hasankeyf”e gittiğinizde biri tamamlanmış diğeri kubbesi eksik bir minare görürseniz bilin ki yarım olan ustanın minaresidir.
Hasankeyf Kalesi dönüşünde çarşı içerisindeki kapılardan bir tanesi…

Midyat


Hasankeyf durağından sonra yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Midyat’a doğru yola koyuluyorum. Midyat hakkında kendimce bildiğim bir Süryani köyü bir de Süryani Şarabı ek olarak tabii ki gümüşler takılar el işlemeler (:

Midyat yolu boyunca, petrol kuyularını görmeniz mümkün ve belli km’lik aralıklarda tel örgülerle çevrilmiş petrol pompaları.. üzücü olan tamamiyle o bölge petrol yatakları aslında, ama kendi petrolümüzü çıkartsak bile kendimiz işleyemiyoruz bile kaldı ki dış ülkelere gönderip daha pahalısını tarafımıza iade ediliyor, neyseee diyorum..

Midyat’ın mimari yapısı zaten görmeye değer benden söylemesi. Bu seferki turumda maalesef öncesinde bir hazırlık yapamamakla birlikte, toplamda 6 saatlik bir zaman diliminde gezmek zorunda kaldım.. ama her şeye rağmen çok güzeldi.

Doğrudan resimler üzerinden gidelim bu sefer daha eğlenceli oluyor… İlk olarak Midyat çarşısından başlayalım, çarşı içerisinde bir şişe Süryani Şarabı aldıktan sonra aralarda gezinirken, karşıma “Tarihi Midyat Gelüşke Hanı” çıkıyor, sanki gizli bahçeye açılır gibi bir his uyandırmıştı bende (:



Han’ın giriş kapısı

Han girişinden içeriye girince, tepenizdeki aydınlatma doğrudan gözünüze ilişiyor, görmemek zaten mümkün değildi, harika bir eser…

Han içerisinde bir çay bahçesi bulunuyor, ben oturmadım bu sefer, zaman darlığından olsa gerek daha fazla yer görme merakı içerisinde birkaç kare daha çekip yoluma devam etmeliydim

Taş değirmeni…

Han’dan çıktıktan sonra, sağ ve sol tarafına uzanan sıra sıra kapılar…

İtiraf etmeliyim ki, kapı çekmeye ayrı bir zaafım var (:

Mor Bobil Mor Abrohom Manastırı

Manastırı ziyaret saatleri bulunuyor, itiraf etmeliyim ki ben o saati kaçırmışım, ama görevli kırmayıp beni içeriye aldı. Yine her zamanki gibi büyüleyici bir mekan, oldukça sade ve tüm Midyat gibi kahverengi-sarı tonlarındaki şehir gibi manastır da insana huzur veriyor.
Mezarlık, anıt şeklinde
Kilisenin içi, çok fazla fotoğraf çekmem istenmedi, bir iki kare müsaade vardı… 
Midyat Sokakları
Midyat Sokakları…
İşte geldik Hasankeyf-Midyat macerasının sonuna…Midyat’tan sonra Mardin’e geçemedim, maalesef… İtiraf etmeliyim ki, bir günde hızlandırılmış keşiflere pek alışık değilim, zaten yetmedi de. Zamanla yarıştım sanki, sürekli bir telaş bana göre değil ama iyi ki de gittim diyorum. Eğer ki Hasankeyf sular altında kalmadan tekrar gidebilirsem o zaman Batman’da başlayıp, Midyat/Mardin, Diyarbakır üçgen şeklinde 550 km’lik sahada gezilebiliyor, sanırım o zaman bu tur da motosiklet şart… 

Bu seferlik bu kadar ve…


…başka bir yerde başka bir yazıda görüşmek üzre…  (; 



Yazar: admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir