Belgrad on March’ 14 (Part1)

Çayımı aldım, evimin en keyifli köşesine kuruldum..

Yazmak, sanki ayrı bir dünyaya giriş yapmak gibi, ben yazarken genellikle bir kopukluk yaşıyorum, dünya ile bağlarım kopuyor misali. Elbette benden çok daha yazanlar vardır, çok daha iyi bir şekilde kelimeleri kullananlar ama bu yine de beni yıldırmıyor.

Döneli aslında tam tamına 3 gün olmasına rağmen, ancak bugün vakit bulabildim. Kaldı ki bilgisayarın azizliğine bile uğradım (: Sonunda yazılması gereken güne geldik, demek ki bugün yazmam gerekiyormuş. Hafif melankoli, hafif karmaşık duygular eşliğinde…

Aslına bakacak olursak, seyahat başlangıcı hiç de iç açıcı başlamadı. Normal hareket saatimiz 21:45 iken, hareket saati 22:45 oluverdi. Bu durumda da varış saati paralel olarak kaydı, gel gör ki Belgrad’a varış saatim, 00:40 sularındaydı. Kabus gibi! Şehre gidecek otobüsü kaçıracağıma mı yanayım, verecek olduğum 3 katı taksi bedeline mi bilemedim. İtiraf ediyorum, uçağımı swaplayanların kulaklarını fena çınlattım, demeden geçemeyeceğim ((:

Sağ salim Belgrad’a inince, bir grup beni takip eden insan olduğunu fark ettim, nasıl gideceğiz, yolları biliyor gibisiniz, olmadı 4 kişi bir taksiye binelim daha az öderiz şeklinde konuşmuş olsak da. Terminalin üst katında doğrudan son durağı şehir merkezi olan bir otobüs kalkıyordu, önce bakmakta fayda var diye düşündüm, belki o da rötarlı hareket etmeye karar vermiştir, kim bilebilir derken, yukarıya çıktığımızda, söz konusu olan 72 numaralı otobüs oracıkta bekliyordu.
Yalan yok çok sevindim, keza otobüs seferlerinin ücretsiz olması, cebimde 2500 dinar kaldı anlamına geliyordu. Toplamda 6 kişi üst kata çıkıp bu fırsattan faydalandık. Otobüste giderken, aynı uçakla geldiğim bir abi vardı, adını unuttum gerçekten umarım kızmazsın, şayet bu yazımı da okursan irtibata geçelim mutlaka.. Kendisi gençliğinde Belgrad’da staj yapmış, yaklaşık 3 ay civarıydı sanırım, orada yaşamış ve birçok yerini biliyor ve eski yeni ayırımını canlı olarak yaşayacak olması çok güzel bir şeydi.

İşte bu yaşanmışlık harika bir duygu. Sokaklar çok daha fazla konuşacak kendisiyle, anlatacak çok şeyleri var, ve yine anlayabilene aslında, görmek isteyene… 
Kendisiyle konuşurken, fark ettim ki, ben daha henüz görülecek yerlerin 3/1 bile görmemiş olduğumu fark ettim…  O kadar sohbet ederken, ne kadar çabuk şehre vardığımızı fark etmedik bile.
Merkez durakta inip, herkes hosteline doğru yola koyuldu. Benim hostel tam merkezdeydi, birçok yer yürüme mesafesindeydi. Zaten otobüsle gitmek zorunda kaldığım noktaları pek sevmediğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Saat tam 01:30 da nihayet hostele anca giriş yapabildim, şaka gibi, açlık falan hikaye, hostele girer girmez, önce bir yorgunluk çayı, mis gibi papatya çayı yapıverdim kendime sonrasında da huop yatış…

Garip olan onca yorgunluğa rağmen, gel gör ki sabah saat 6 da uyanmak kabus gibi, velhasıl kelam hazırlanıp hostelden çıkmam tahminen 9 buldu (: İlk işim karşıma çıkan ilk pekara’ya girip, vanilyalı kruvasan almak oldu (: Balkanlarda en favorim (: Adamlar iyi yapıyor yalan yok bir de kocamannn ((:

Belgrad da bir şey fark ettim, şimdiye kadar gittiğim tüm balkanlar içerisinde en çok kiliseyi burada gördüm. Katolik, Ortodoks yok yok … bir de bir o kadar bağlılığa ilk defa denk geldim desem yeridir.

Şimdi bu kısımdan sonra fotoğraflar ile anlatmaya devam edeceğim, zira toplamda 360 kare, hadi bunların bir kısmı flu ya da kötü çıkmış desek, epey bir fotoğraf var anlayacağınız…
Haydi başlayalım o vakit ((: 

İlk olarak Nikola Tesla ile başlamak istiyorum, itiraf etmeliyim ki Belgrad’da en çok burayı merak ediyordum. 
Kendi zamanı içerisinde gerçekten dahice icatlarda bulunan ve günümüz teknolojilerin alt yapısını oluşturan buluşlara imza atmıştır. Müze gezintisi ücretsiz olup, aynı zamanda da slayt gösterisi yapılmakta, ardından size tek tek buluşları anlatan bir rehber eşlik ediyor. İlginç olan kısım ise halen bu buluşlar faal olarak çalışmakta, yani gittiğinizde tek tek o icatların neye yaradığını görebiliyorsunuz ((: 
Müze içerisinde flaş ile çekmek yasak olduğundan, kimi kareler hafif flu’dur.

(Dip Not: Fotoğraflar üzerinde herhangi bir oynama yapılmamıştır.)


Nikola Tesla’nın şahsi kasası
Efsane buluşu, müthiş bir güç kaynağı ve halen faal
Faal halinden bir örnek, ellerimizde halojen lamba tutarak akımdan faydalanıyoruz ((:
Yine akım üreterek, neon yazılar yanmaya başlıyor, dip not duvarda asılı bulunan yazı şeklindeki halojen lamba örnekleri Nikola Tesla zamanında kendisi yapmıştır.
Müzenin dış görüntüsü

Şimdi Nikola Tesla’dan sonra Aziz Sava Katedraline devam ettim, zaten bir çok yer birbirine çok yakın, yürüme mesafesinde ama aynı gün içerisinde de kayboldum, kabus gibiydi ((:

Yukarıda da belirttiğim gibi, Belgrad’da birçok kilise, katedral bulunuyor ve hafta sonu vardığım için kiliselerde ibadet oldukça yoğundu.

Aziz Sava Katedrali Sırplar için ayrı bir sembolik önem taşımaktadır. Sebebini açıkcası pek sorgulamadım ama güzel bir mimarisi olduğu kesin… Sava Katedrali içi hala tadilatta ve bağışlarla yapılmaya çalışılıyor. örneğin, ibadet amaçlı aldığınız mumlardan veya tespihlerden gibi elde edilen kazançlar ile tadilat devam etmektedir.


Katedral bahçesi içerisinde aynı zamanda da bir kütüphane bulunmakta.
Yine Katedral ana binasının hemen yanında bir başka ufak ibadethane bulunmakta.
Aziz Sava Katedrali diğer girişi


Bu arada Belgrad gezisini 3 part halinde yayımlama kararı aldım, çok fazla fotoğraf olduğundan ve fazlasıyla sıkılmamak adına, mantıklı geldi. Fotoğrafları harici olarak da sayfamıza da ekleyeceğim. 

Part1 sonuna geldik… Devamı en kısa zamanda…. ((:


Yazar: admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir