Belgrad on March’ 14 (Part3)

Gel gelelim üçüncü ve son Belgrad bölümümüze…
Son bölüme Kalemegnan Kalesi ve Askeri Müzeyi bırakmış bulunuyorum.
Belgrad; kendine özgü, kendine has bir güzelliği olan bir şehir, kısmi tarih birazcık modern, kendi içerisinde hafif bir çatışma halinde bir şehir hissiyatı verdi bana. 

Aşağıda ilk olarak Kalemegnan girişinde bulunan askeri müzeye ait eserleri göreceksiniz, ben savaş karşıtı biri olduğumdan itiraf etmeliyim ki, müzenin içerisine girmedim. Onun yerine dışarıda sergilenen savaş eserlerini görüntüledim.

Fotoğraflar aşağıda ((:

Askeri müzesi kapılan bir tanesi…hoş valla ((:


Daha öncesinde de belirttiğim gibi TR Republica sonundan doğrudan Kalemegnan’a giriş yapıyorsunuz, toplamda 4 farklı girişi bulunan kalede hangi girişten girdiğimi sormayın hiç onu sormak aklımdan gelmedi ama kapılardan birinin İstanbul kapısı olduğunu öğrendim ((:
Fotoğraflar aşağıda, keyifli seyirler…


Kaleye bu kapıdan giriş yaptım…
Yine kale içerisinde bir sergi kurulmuştu, küçük bir ön odası bulunan bana biraz zindanı hatırlatmıştı ((:
Surlar, kaleler, geçişler….
yolun sonu aydınlık misali…
Sava ve Tuna Nehri birleştiği nokta… ve Pobednik anıtı
Sava ve Tuna nehrinin birleştiği nokta…hava o kadar pusluydu ki daha berrak olmasını çok istemiştim…zaetn bira festvaline gitmek lazım Belgrad ayrı bir güzel oluyormuş ((:
Yine nehir manzaramız…
Oldukça doluydu bir pazartesi günü olmasına rağmen, bir de turist den çok yerel halk fazlasıyla vardı…
Nehre doğru inen yol…
Manzara harikaydı…
Kale içerisinde keşfimiz devam ediyor…
Adından bir ortodoks kilisesi karşıma çıktı…
ne zamandan kalma belirsiz…
Kalemegnan İstanbul kapısı diye biliniyor…
Kalemegnan İstanbul kapısı diye biliniyor…


Kalenin içerisinde bulunan iki kiliseden bir tanesi…
Kale içerisinde bulunan diğer kilise…
Kalemegnan girişindeki büyük anıt…
Damat Ali Paşa Türbesi

Ve Belgrad yazımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz… Dört gün içerisinde dolu dolu Belgrad’ı yaşadım, ama biraz hüzünlü, biraz düşünceli zaman zaman öfkelenerek… kimi anlarda ise şehri iliklerimde hissederek, nefes aldığını, canlandığı görerek…

Kendine has bir özelliği vardı Belgrad’ın, hem tarih hem modern kokan… Kaos içerisinde kendi düzenini oturtmuş bir şehir havası vermişti bana…İlk gittiğinde sanki şehri keşfedersin, ikinci gittiğinde yaşamaya başlarsın, bir kere daha gitmek lazım Belgrad’a, bu sefer yaşamak için ((:


Gitmek, görmek, yaşamak lazım… sağlıcakla kalın… 

 


 

Yazar: admin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir